Pazartesi Düşünceleri Serisi

Genel olarak dünyada yaşanan her fikir ve bu fikirlere bağlı sistemin, uygulamaların aynen ülkemizde de hemen yerini bulduğu hususunda artık hiç tereddüdüm yok. Özelikle son 200 yılda her türlü tarihsel gelişim aynen bizde de geçerli.
Fransız ihtilalini topluma taşıyan Tanzimat fermanı,1900’lı yıllarda başlayan fikir akımları,1915 Almanya Hitler Nasyonal Sosyalizmi(Faşizm)1917 Rusya Lenin ve Stalin’in Bolşevik ihtilali ….Ülkemizde 1919 da Samsuna ayak basan Atatürk Kemalizmi ,1950 yıllarda gelişen globalizm ve libelarizm 1980 öncesi Rusya da başlayan glasnost hareketine bağlı liberalizmin yükselişi, sosyalizmin çöküşü ,Doğu Almanya ve Batı Almanya ‘nın birleşmesi…Ülkemizde 1982 yılında liberalizm öncüsü Anavatan partisi ve Rahmetli Turgut Özal’ın iktidara gelişi…gibi bir çok örnek bulunmakta.


Bugün ise tüm dünyada liberalizmden muhafazakâr sisteme geçiş yaşanmakta özelikle Avrupa’da muhafazakar sağ partiler yükselişe geçmekte. Dünyanın gün geçtikçe daha muhafazakar bir yapıya dönmesi, İspanya ve Almanya’da başlayan gelenekçi, muhafazakâr ırkçı yaklaşımlar, fikir özgürlüğünün nerdeyse tüm dünyada artık desteklenmemesi, tüketim toplumuna uygun , muhafazakar insanların artık en alttan en üst kademeye kadar yönetici durumuna gelmeleri,Donalt Trump gerçeği,…ayrıca bilinen ve yaşanan Gerçeklerdendir. Daha dün Avusturya da sağcı partinin seçimi kazanması ve aşırıı sağcı diğer partinin ise oy oranını artırması ,Madekonyada’ki yerel seçimlerdeki sonuçlar hep dünyanın sağa kaydığının karinesi. Bence bu gerçekler ve dünyanın gelişen ve aynen ülkemizde de uygulanan bu sistemi. Sanki bilinçli olarak dünyanın önüne bu sistemler getiriliyor. Kim getiriyor bilemiyorum, âmâ bu soruyu yıllardır kendime soruyorum.
Bağımlı insanların artması, bir takım yüksek değerlerin propaganda ile öne sürülmesi, insanların düşünmemesi, sürekli taraftarlık ve sempatizanlık duygusuna bağlı fikir ve düşünce özgürlüğünü kabul etmeyen kafa yapısı, “sen bizden değilsin, öyleyse yok edilmelisin “sistemi bütün dünyada fiilen uygulanmakta.
Diğer taraftan muhafazakârlaşan dünya da bu sisteme aykırı inanılmaz çelişkilerde yaşanmakta. İnsanlar inanılmaz bir şekilde modern teknolojiyi kullanıyor. Bilim teknik ve buna bağlı endüstri inanılmaz bir şekilde gelişmekte ve hepimizin hayatına yön vermekte. Hatta teknolojin yoksa bir o kadar yaşamdan kopuksun hatta “ilkelsin” duygusu yaşanmakta.
Kadın erkek eşitliği çelişkileri,eşcinsel evliliklere izacet verilmesi,başka başka cinsiyetlerin ortaya çıkması,ırkçılığın,sınıf ayrımcılığının artması, insan toplululuklarını ulvi bir amaçtan ziyade daha çok çıkar ve rant peşinde dolaşan gruplara kayması, eğlenmek için bir araya gelen insan topluluklarında bile ortaya çıkan düz kulüpler, gülünç sözde eğlenceli, hatta girişimci bir o kadar özgürlükçü olduğunu sanan insanların oluşturduğu gruplar.
Şimdi benim yıllardır bildiğim doğrular bu muhafazakar sistemle teker teker yok oluyor, Her bir yıkılmaz dediğim kalelerim tek tek yıkılıyor. Doğruları tartıştıkça daha çok batıyorum.
Anlayamıyorum. Kafa yapısı olarak gittikçe 19.yüzyıla dönen dünya, teknoloji de 21.yüzyılı zorluyor. Muhafazakarların sesi daha çok çıkıyor. Kendilerine gelecek tepkiye bağlı ve mevcut fiili durumu kaybetmemek içir daha çok radikalleşiyorlar.
Doğru ve yanlış nerede. Aslında doğru ve yanlış diye bir kavram da kalmadı. Herkesin kurallara bağlı olmadan kendi kurallarını koyduğu bu sistemde “Kuralsız bir hayat tarzının yaşam felsefesi olması bir başka çelişki değil midir?
En yakınlarıma bile bazı şeyleri anlatmak istediğimde “ben senden öğrenecek değilim” yüz ifadesini görüyorum. Hatta din kurallarını bile herkes kendine göre uyguluyor. Herkes kendine uygun fetva alıp veriyor.
Bu durum bende gittikçe kaos yaratıyor.
Özetle küreselleşmenin ve teknolojinin de büyük katkısıyla tüm dünyadaki ve ülkemizdeki insanlar, her alanda gruplara ayrılmaya başladılar. Bir gruptan nefret edenler gruba biat edip nerdeyse köle olanlar. 19. yüzyıl milliyetçiliğini hortlatanlar, bilerek yok edilen geleneksel değerleri hiçe sayanlar, bu geleneklere daha çok sarılanlar, dini değerleri kuralsız ve hatta değiştirerek yükseltenler ,tam tersi gerçek, değişmeyen din kurallarına daha çok bağlanan mümin insanlar, tüm dünyada artan faşizanlığa varan saldırılar ..Bu gidişle insanlar birbirlerini yok edecekler.İşin kötüsü herkesin kendine göre düzen ve kural koyduğu bu sistemde bu kişilere engel olacak kurallarda elbirliği ile yok ediliyor.
Tüm dünyada muhafazakarlar artık çok çocuk yapıyor.
Ama bu doğan çocuklar kesinlikle ailelerinin ideolojisinden uzaklaşıyor. Kuralsız sınırsız her türlü doğrunun yok edildiği bir dünyayı yaşamak istiyor. Tüketmek istiyor.
Başta dediğim gibi tabii ki ülkemiz giderek çok muhafazakâr bir hale geliyor, Artık liberalizmden muhafazakar yönetime geçiş yapan bir dünyayı hep beraber seyrediyoruz, âmâ çelişkiler yaşayarak. Liberal sistemden muhafazakara geçiş yapan ülke ve yönetim sayısı ezici ölçüde fazlalaşmakta.
Kimse artık sağdan sola geçmiyor. Dünyada Solun durumu da sanki bu sistemden etkilenmiş ortalarda başıboş dolaşıyor gibi. Sürekli aynı nakaratları ve yapacağız gerçekleştireceğiz gibi söylemlerde bulunuyorlar. Hatta bu sistemden etkilenip biz de nasıl muhafazakâr bir duruma geçeriz değerlendirmelerini yapıyorlar.
Rant, para ve güç sevdası onlara da bulaştı.
Aynı şekilde sağ daha çok sağa gidiyor. Son 10 yılın seçim sonuçları ve daha dün (15.10.2017)En batılı bildiğim Almanya’nın komşusu Avusturya’nın secim sonuçları bu doğrultuda,
İnsanlar daha çok sağ tarafında taraf oluyor.
Hatta insanlar bertaraf olmamak için taraf olmak zorunda bırakılıyor.
Kısacası kafamın dengesi ve ayarı gittikçe daha bozuluyor. Bu yönüyle bu kafadan hiçbir temenni de çıkmaz… Herhalde yeni kuşaklar dünyayı ve dünya sistemini ülkemiz açısından iyi takip etsinler demek daha iyi olacak. Âmâ bu dünya sistemlerini koyanları Tüm dünyada bu sistemi uygulayanları bana da bulurlarsa söylesinler. Onlara iyi bildiğim birkaç söz söylemek ve konuştuktan sonra kafamın ayarını yerine oturtmak istiyorum.

Av.Erol ZEYBEKOĞLU

16.10.2017