GİRİŞ
Anonim şirketler hukukunda yönetim kurulu, şirketin hem idare eden hem de temsil eden zorunlu organıdır (Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde 365). Ancak özellikle büyük ölçekli ticari işletmelerde, yönetim kurulunun tüm görev ve yetkileri bizzat yerine getirmesi beklenemez; bu durum etkin ve hızlı karar almayı zorlaştırır. Bu nedenle, TTK, yönetim kuruluna, belirli sınırlamalar dahilinde görev ve yetkilerini devretme imkanı tanımıştır.
Yetki devri, anonim şirketlerin operasyonel verimliliğini artırmayı amaçlar. Ancak bu devir yetkisi sınırsız değildir; yönetim kurulunun bizzat yerine getirmek zorunda olduğu, devredilemez ve vazgeçilemez nitelikteki görev ve yetkileri bulunmaktadır (TTK m. 375). Bu makalede, anonim şirket yönetim kurulunun yönetim ve temsil yetkilerinin devrine ilişkin hukuki çerçeve, devredilemez yetkilerin kapsamı ve yetki devrinin hukuki sorumluluklara etkileri derinlemesine incelenecektir.
YÖNETİM KURULUNUN GÖREV VE YETKİLERİ VE DEVREDİLEMEZ ALANLAR
Yönetim kurulu, kanunlardan ve şirket esas sözleşmesinden kaynaklanan geniş görev ve yetkilere sahiptir. Kural olarak, genel kurulun görev ve yetkisi dışında kalan her türlü iş ve işlem hakkında karar alma yetkisi yönetim kuruluna aittir (TTK m. 374). Yönetim kurulu ile genel kurul arasında astlık-üstlük ilişkisi değil, işlevler ayrımı ilkesi benimsenmiştir.
Yönetim yetkisi iç ilişkiyi, temsil yetkisi ise dış ilişkiyi düzenler. Yöneticiler iç ilişkide vekil sıfatıyla kararlar alır ve bu kararlar doğrultusunda şirket temsilcileri dışarıda iş ve işlemler yürütür. Yönetim yetkisi devredilmediği sürece kural olarak kurul olarak (topluca) kullanılır. Temsil yetkisi ise esas sözleşmede aksine bir düzenleme yoksa, çift imza (birlikte temsil) kuralı ile kullanılır. Önemli bir fark olarak, yönetim yetkisinin devredilemez yetkiler hariç tamamen devri mümkünken, temsil yetkisinin devri durumunda en az bir yönetim kurulu üyesinin temsile yetkili kalması zorunludur (TTK m. 370/2)
YÖNETİM KURULUNUN DEVREDİLEMEZ VE VAZGEÇİLEMEZ GÖREVLERİ (TTK M. 375)
TTK madde 375, yönetim kurulunun başkasına devredilemeyen ve kuruldan alınamayan yetkilerini sıralar. Bu yetkiler, şirket varlığının sürekliliği ve sağlıklı işleyişi açısından hayati öneme sahiptir. Yönetim kurulu, bu görevleri kurul olarak yerine getirmek zorundadır; ancak bu, işin bizzat kurul üyelerince yapılması gerektiği anlamına gelmez, kurul sorumluluğun devam ettiği anlamına gelir. İcraatta uzman kişilerden yardım alınması, üyelerin özen ve bağlılık yükümlülüğünün bir gereğidir (TTK m. 369). TTK m. 375’teki sayım sınırlayıcı (numerus clausus) nitelikte değildir; kanun gereği ya da niteliği gereği devredilemez başka yetkiler de mevcuttur.
Şirketin Üst Düzey Yönetimi Ve Yönetime İlişkin Talimat Verilmesi (Ttk M. 375/1-
Şirketin Yönetim Teşkilatının Belirlenmesi (Ttk M. 375/1-B)
Muhasebe, Finans Denetimi ve Finansal Planlama Düzenin Kurulması (TTK m. 375/1-c)
Müdürlerin ve İmza Yetkisini Haiz Bulunanların Atanmaları ve Görevden Alınmaları (TTK m. 375/1-d)
Yönetimle Görevli Kişilerin Üst Gözetimi (TTK m. 375/1-e)
Defterlerin Tutulması, Faaliyet Raporlarının Düzenlenmesi ve Genel Kurul İşlemleri (TTK m. 375/1-f)
Borca Batıklık Durumunda Mahkemeye Bildirimde Bulunulması (TTK m. 375/1-g)
ANONİM ŞİRKET YÖNETİM KURULUNUN YÖNETİM YETKİSİNİN DEVRİNİN ŞARTLARI
• Esas Sözleşmede Yetki Devrine İzin Veren Bir Hükmün Bulunması: Yetki devri hükmünün esas sözleşmede açıkça ve doğrudan yer alması zorunludur. Bu hüküm sayesinde yönetim kurulu, vekalet ilişkisinden kaynaklanan bizzat ifa etme zorunluluğu (TBK m. 506/1) konusunda genel kuruldan izin almış olur. Esas sözleşme ile devir konusunda kişi veya konu sınırlaması yapılabilir.
• Yönetim Yetkisini Düzenleyen Şirket İç Yönergesinin Bulunması: Yönetim yetkisinin devredilmesi için, yönetim kurulu kararı ile kabul edilmiş bir iç yönerge hazırlanmalıdır. İç yönerge, yönetimi düzenler, görevleri tanımlar, hiyerarşiyi gösterir ve kimin kime bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirler (TTK m. 367). İç yönerge, esas sözleşmeye aykırı olamaz. Kural olarak iç yönergenin tescil ve ilan edilmesine gerek yoktur, zira bu durum ticari sır niteliğindeki bilgileri açığa çıkarabilir.
• Yönetim Kurulu Kararı Alınması: Yetki devri ve iç yönergenin kabulü yönetim kurulu kararıyla yapılmalıdır. Ağırlaştırıcı bir hüküm yoksa, karar çoğunlukla alınır (TTK m. 390/1).
• Devredilemez Görev ve Yetkilerin Dışındaki Yetkilerin Devredilmesi: Yönetim yetkisinin devredilebilmesi için devredilen yetkilerin TTK m. 375’te sayılan ve niteliği gereği devredilemez olan yetkiler arasında olmaması gerekir.
YÖNETİM YETKİSİNİN DEVREDİLEBİLECEĞİ KİŞİLER VE SONUÇLARI
Yönetim yetkisi, yönetim kurulu üyelerine, yönetim kurulu üyesi olmayan üçüncü kişilere (şirket çalışanı veya pay sahibi olabilirler) veya her ikisine birden devredilebilir.
• Yönetim Kurulu Üyelerine Devir: Yetkiyi devralan yönetim kurulu üyeleri hem devredilen konularda karar alır hem de devredilemez görevleri ifa ederler. Yönetim kurulu üyesi ile şirket arasındaki ilişki, yargıtay kararları ve doktrinde ağırlıklı olarak vekalet ilişkisine dayandırılmaktadır.
• Üçüncü Kişilere Devir: Yetki devri yapılan üçüncü kişiler organ vasfını kazanır ve yönetim kurulu üyeleri gibi özen ve bağlılık yükümlülükleri ve sorumlulukları bulunur. Ancak bu kişiler, yönetim kurulu üyesi olmadıkları için devredilemez yetkileri kullanamazlar.
• Sorumluluk: Kanuna uygun yetki devri yapıldığında, kural olarak devreden yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu kalkar ve devralan kişiye geçer (TTK m. 553/2). Ancak, devreden üyeler devralan kişinin seçiminde, gözetiminde ve talimat verilmesinde makul derecede özen göstermek zorundadır; aksi halde sorumluluk devam eder (TTK m. 553/3).
ANONİM ŞİRKET YÖNETİM KURULUNUN TEMSİL YETKİSİNİN DEVRİ
1. Temsil Yetkisinin Kullanılması ve Sınırları
Temsil yetkisi, anonim şirketin üçüncü kişilerle hukuki işlemler yaparak hak ve borç altına girmesidir. Kural olarak temsil yetkisi yönetim kuruluna aittir.
• Çift İmza Kuralı: Yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa ve esas sözleşmede aksine hüküm yoksa, temsil yetkisi çift imza ile kullanılır (TTK m. 370/1). Çift imza kuralı ihlal edilirse yetkisiz temsil hükümleri (TBK m. 46 vd.) uygulanır ve işlem askıda geçersiz sayılır. Ancak Yargıtay kararlarında, şirketin önceki eylemleriyle çelişkili davranması halinde (dürüstlük kuralı gereği) tek imzanın dahi şirketi bağlayabileceği kabul edilmektedir.
• Ultra Vires İlkesinin Terki: TTK ile eTK’daki “ultra vires” ilkesinin yaptırımı değişmiştir. Temsile yetkili kişilerin şirketin işletme konusu dışındaki işlemleri dahi kural olarak şirketi bağlar (TTK m. 371/2). Ancak, üçüncü kişinin işlemin işletme konusu dışında kaldığını bilmesi veya bilebilecek durumda olması halinde, işlem şirketi bağlamaz. Şirket, işletme konusu dışına çıkan temsilciye karşı rücu hakkına sahiptir.
• Temsil Yetkisinin Sınırlandırılması: Temsil yetkisine getirilen konu, miktar veya iş kolu gibi sınırlamalar, kural olarak iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez (TTK m. 371/3). Sadece temsil yetkisinin şirket merkezinin veya bir şubesinin işlerine özgülenmesi veya birlikte temsil esası (çift imza) getirilmesi şeklinde yapılan sınırlandırmalar, ticaret siciline tescil ve ilan edilirse üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir. Üçüncü kişinin sınırlamaları kesin olarak bildiği (müspet vukuf) ispatlanırsa, diğer sınırlamalar da üçüncü kişiye karşı sonuç doğurur.
2. Temsil Yetkisinin Devri (Murahhas Üye ve Müdürler)
Yönetim kurulu temsil yetkisini murahhas üyelere (yönetim kurulu üyelerinden), müdürlere (üçüncü kişiler) veya her ikisine devredebilir (TTK m. 370/2).
• En Az Bir Üyenin Yetkili Kalması: Temsil yetkisinin devrinde, en az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisine sahip olması zorunludur (TTK m. 370/2). Bu kural, yönetim kurulunun tamamen devre dışı kalmasını engellemeyi amaçlar.
• Murahhas Kavramı: Murahhas terimi genellikle kendisine temsil yetkisi devredilen üyeler için “murahhas üye” ve üçüncü kişiler için “murahhas müdür” şeklinde kullanılır. Temsil yetkisi devredilen kişiler organ sıfatını kazanır.
• Şekil Şartları Tartışması: Yönetim yetkisinin devrinin aksine, TTK m. 370 temsil yetkisinin devri için esas sözleşmede hüküm veya iç yönerge şartı aramamaktadır. Doktrinde bu durum tartışmalı olup, bazı yazarlar bu yetkilerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savunurken, bazıları ise kanunda açıkça şart aranmadığı için zorunlu olmadığını belirtir. Ancak devir kararının yönetim kurulu tarafından alınması (TTK m. 370/2) ve noter onaylı örneğinin ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi zorunludur (TTK m. 373/1).
3. Tacir Yardımcıları ve Sınırlı Yetkili Temsilciler
Yönetim kurulu, organsal devir (TTK m. 370/2) haricinde, TTK m. 368 kapsamında ticari temsilci ve ticari vekil de atayabilir. Bu atanan kişiler organ sıfatını kazanmazlar, ancak yine de şirket adına hareket edebilirler.
• Ticari Temsilci: Ticari temsilci (ticari mümessil), ticari işletmeyi yönetme ve temsil etme yetkisi verilen kişidir (TBK m. 547). Yetkisi tescil edilmemiş olsa dahi, örtülü şekilde atanabilir ve iyiniyetli üçüncü kişilere karşı şirketi bağlar.
• Sınırlı Yetkili Temsilci (TTK m. 371/7): Bu fıkra, temsile yetkili olmayan yönetim kurulu üyeleri veya hizmet akdiyle bağlı kişilerin sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcısı olarak atanabilmesine olanak tanır. Bu kişilere verilen yetkilerin geçerli olabilmesi için, iç yönergede belirtilmeleri ve bu iç yönergenin ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi zorunludur. Bu düzenleme, üçüncü kişilerin bu sınırlamaları bildiği varsayımını yaratarak işlem güvenliği ilkesini yumuşatmıştır. Bu fıkra doktrinde, temsil yetkisini devreden yönetim kurulu üyelerine tekrar temsil yetkisi verilmesine olanak tanıdığı için eleştirilmektedir.
YETKİ DEVRİNİN SORUMLULUĞA ETKİSİ
Yönetim kurulu üyeleri, kanundan veya esas sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal etmeleri halinde şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara karşı sorumludur (TTK m. 553/1). Bu sorumlulukta kusur esastır ve farklılaştırılmış teselsül ilkesi benimsenmiştir.
Yetki devri, kural olarak sorumluluğu devralana geçirir (TTK m. 553/2). Ancak devreden yönetim kurulu üyeleri, devralan kişilerin seçiminde, gözetiminde ve talimat verilmesinde makul özen göstermezlerse sorumlu olmaya devam ederler. Devredilemez yetkilerin devri halinde ise, devir kanuna aykırı olduğu için sorumluluk her zaman yönetim kurulunda kalır.
Temsil yetkisine sahip kişilerin görevlerini ifa ederken haksız fiil işlemeleri durumunda, şirket doğrudan sorumludur (TTK m. 371/5, TMK m. 50/2). Şirket, haksız fiili işleyen temsilciye karşı rücu hakkına sahiptir.
SONUÇ
Anonim şirketlerde yönetim ve temsil yetkisinin devri, şirketin etkin ve hızlı çalışması için modern ticaret hayatının bir gerekliliğidir. TTK, bu iki yetkiyi birbirinden ayırmış ve devir şartlarını ayrı ayrı düzenlemiştir. Yönetim yetkisinin devri için esas sözleşme hükmü ve iç yönerge zorunlu iken (TTK m. 367), temsil yetkisinin devri için (TTK m. 370) kanunda açık bir şekil şartı bulunmaması doktrinde tartışma yaratmıştır, ancak uygulama, devrin yönetim kurulu kararı ve tescil/ilan ile gerçekleştiğini göstermektedir.
Yönetim kurulunun sorumluluktan kurtulabilmesi için, devrin kanunda öngörülen şartlara (esas sözleşme, iç yönerge, yönetim kurulu kararı) ve TTK m. 375’te yer alan devredilemez yetkiler dışında kalan konulara ilişkin olması şarttır. Özellikle üst düzey yönetim, şirket organizasyonu, finansal düzenin kurulması ve üst gözetim gibi görevler yönetim kurulunun uhdesinde kalmaya devam eder. Yetki devrine rağmen, devreden üyelerin devralanların seçimi ve gözetimi konusundaki özen yükümlülükleri devam etmektedir. Ticaret hukuku, yönetim organlarının esneklik kazanmasını sağlarken, şirketin ve pay sahiplerinin korunması amacıyla bu sorumluluk mekanizmalarını titizlikle korumaktadır.