Makaleler

Pazartesi Düşünceleri Serisi

Genel olarak dünyada yaşanan her fikir ve bu fikirlere bağlı sistemin, uygulamaların aynen ülkemizde de hemen yerini bulduğu hususunda artık hiç tereddüdüm yok. Özelikle son 200 yılda her türlü tarihsel gelişim aynen bizde de geçerli.
Fransız ihtilalini topluma taşıyan Tanzimat fermanı,1900’lı yıllarda başlayan fikir akımları,1915 Almanya Hitler Nasyonal Sosyalizmi(Faşizm)1917 Rusya Lenin ve Stalin’in Bolşevik ihtilali ….Ülkemizde 1919 da Samsuna ayak basan Atatürk Kemalizmi ,1950 yıllarda gelişen globalizm ve libelarizm 1980 öncesi Rusya da başlayan glasnost hareketine bağlı liberalizmin yükselişi, sosyalizmin çöküşü ,Doğu Almanya ve Batı Almanya ‘nın birleşmesi…Ülkemizde 1982 yılında liberalizm öncüsü Anavatan partisi ve Rahmetli Turgut Özal’ın iktidara gelişi…gibi bir çok örnek bulunmakta.

Anayasanın ilk 4 maddesi ve 4.maddenin değiştirilmesi

10.11.2008 tarihinde Bilkent Üniversitesi’nin yaptığı bir çalışma ile Ankara Bilkent Otelde gerçekleştirilen, bizzat Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ve Röportör Osman Can ve Alman bilim adamlarından Prof. Dr. Winfried Hassemer'in katıldığı ''Anayasalardaki Değiştirilemez İlkeler'' konulu uluslararası sempozyumda yazılı ve görsel basında da ifade edildiği gibi Anayasalarda yer alan değiştirilemez ilkelerin demokratik rejime aykırı olduğu'' tartışılmıştır.

Yeni adli açılışı ile ilgili toplumsal düşünceler

Bu sene yeni adli yıl yine günümüz toplumsal olaylarının yarattığı tartışmalarla açıldı. Gerçi bir takım tartışmalar da hep yapılagelmekte. Örneğin; Yargıtay Başkanı’nın Yüce divan görevini üstlenmek istemesi benim hafızamda kalan ve geçmişte de yapılan bir tartışmaydı. Savunmanın diğer yargı erklerinden dışlanması, mesleğe başladığımdan beri var olan fiili bir olgu. İdarenin (Yürütmenin) gerek yasama gerekse Yargı’nın üzerindeki gücü kendimi bildiğim bileli hep vardı. Gelecek yıllarda bu ve benzeri hususların artık tartışılmayacağı yeni adli yıllar umudumuzdur.